1970’ li yıllarda inşaat molozlarından oluşturulan Notre Dame adası, üzerine inşa edilen Notre Dame pisti açılış yarışından itibaren geçen 33 yıl boyunca, Formula 1 tarihinde her zaman özel anların yaşandığı bir pist olmuştur. Bu özel anları başlatan ilk pilot ise ülkenin efsane pilotu Gilles Villeneuve’ dür. Formula 1 kariyerinin 4. yılında Ferrari ile tüm dikkatleri üzerinde tutan Kanada’ lı efsane pilot, tarihteki ilk ve tek kar yağışı altında yapılan Kanada Gp’ sini kazanarak, hız dünyasının en özel sayfalarında olmayı başarmıştır. 1982 yılında sezon sonu ayrılacağını açıkladığı Ferrari’ si ile Belçika’ da Zolder pistinde, takım arkadaşı ile çarpışmasının ardından aracından fırlayan Villeneuve , ‘bıçak sırtı’ olarak tanımlanan sürüş tekniği ile, yine öyle bir anda bu dünyadan ayrılmıştır.
Kanada halkı ve Formula 1 dünyası, çok sevilen bir efsanesini kaybetmiştir.
İşte o yıldan itibaren de Notre Dame pisti, Gilles Villeneuve pisti olarak takvimlerdeki yerini alır. Tarih efsaneleri asla unutmaz.
Gelelim hafta sonu yaşanan muhteşem anlara.
Yer Kanada, Gilles Villeneuve pisti. 2011 sezonu 7. yarış.
Red Bull Racing Team’ in Alman pilotu son şampiyon S. Vettel, ilk altı yarışta 5 pole pozisyonu, 5 yarış galibiyeti ile 7. yarışta yine gridin ilk sırsında. İşte bu, gride bulunan diğer şampiyonları hırs küpü yapmış, sadece kazanmaya odaklanmış pilotları zirve yarışı için gözü kara bir hale getirmişti. Böylesine bir an ve böyle bir yarış için tek eksik kalansa her şeyi bir anda belirsizliğe sürükleyecek hava durumu idi. Yağmur Montreal’ de üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
Güvenlik aracının gölgesinde kalan start heyecanı, 4. turdan itibaren yerini yağmurlu bir macera filmine bırakmış, yarışı pistte izleyenler yağmurdan ıslanırken, ekranları başından takip eden milyonlarsa terden sırılsıklam olmuştu.
İlki start anında olmak üzere toplam 6 kez Maylander’ in kullandığı güvenlik aracının liderlik ettiği yarış içerisindeki ilk olayın kahramanları M. Webber ve L. Hamilton’ du. Son haftaların manşetlerden inmeyen ismi Hamilton, güvenlik aracının pisti terk etmesi ile birlikte önündeki ilk araç olan Rb-7 ye atak yaptı. Ancak agresifliği ile öne çıkan pilot, Webber’ le yarış içi mücadele olarak görülebilecek bir temas yaşadı. Bu temas L. Hamilton’ u 6.sıraya, M. Webber’ i ise 14. sıraya geriletti. Aynı anda liderlik için müthiş bir rekabet, her noktasında kendini gösteriyordu. Güvenlik aracının çıkacağı an kendisine avantaj sağlamaya çalışan genç Vettel, onu artık aynasında görmek isteyen F. Alonso tarafından sıkıştırılıyordu. Alonso, tüm tecrubesi ve hırsı ile aranın açılmasına engel olmayı başarmış yakın takibini sürdürüyordu. Takım arkadaşı F. Massa’ da alıştığımızın aksine Alonso’ nun yakınında takipteydi. Diğer yarışların aksine ilk turlardaki kopmalar yaşanmamış, araçlar birbirlerine yakın bir mücadele içerisindeydi. Yaşadığı temasın ardından gerilere düşen Hamilton, takım arkadaşını M. Schumacher’ i geçmeye çalışırken yakaladı. Ancak her şey yeni başlıyordu. Hamilton hırs dolduğu anlarda, aracını limitlerinin üzerinde kullanmayı başarabilen bir pilot. İşte tam böyle bir anda, 8. turda Button’ ı geçmeye çalıştığı bir anda her iki pilotun da verdikleri anlık kararlar çarpıştı önce, ardından kaçınılmaz olarak yaşanan kaza ise Hamilton için hafta sonunun bittiğini işaret ediyordu. Start düzlüğünde meydana gelen bu kaza, güvenlik aracı demekti. Öyle de oldu, yarışa güvenlik aracı liderlik ederken, temas sırasında lastiği patlayan Button, pite giriyor ve geçiş lastikleriyle 12. sırada piste geri dönüyordu. Bu andan itibaren herkes yarışa konsantre olmuş yükselme savaşı veriyordu. Daha serbest antrenmanlarda bu hafta sonu iyi olacaklarını gösteren Mercedes Gp ve gözünü hırs bürümüş Alonso’ lu kırmızılar başta olmak üzere, yarış çizgisi oluşmuş, her şey normale dönmüş gibi gözüküyordu. Ancak havanın bir planı vardı. Yarışa bir hafta kala yağmurlu bir Grand prix tahmini yapan hava raporları her zamanki gibi doğruyu söylüyordu. Bir anda başlayan yağmur her şeyi değiştirdi.
Formula 1 otomobilleri mükemmel aerodinamiğe sahip olmalarının bir çok avantajını görürler. Yağmur lastiği takılı bir araç, ıslak bir zeminde saniyede 20 litre suyu sprey etkisi ile bertaraf ederler. Ancak yağan yağmurun şiddeti bu etkiyi uzaklaştırmaktan öte, görüş mesafesinin sıfıra inmesine neden olmuş ve yarış kontrol tarafından kırmızı bayrakların sallanmasına karar verilmişti.
Bu andan sonra tarihin en uzun bekleyişi 2 saat sürdü. Pistin tekrar yarışılabilir hale getirilmesi için yapılan çalışmalara tanık olduğumuz kamera görüntüleri eşliğinde, maksimum heyecanla geçen turların ve yarışın yeniden başlamasını bekledik.
Yağan yağmurun etkisini pistten silmek de o kadar kolay olmadı. 25. turdan devam eden yarış, on tur güvenlik aracının liderliğinde geçildi. Pistin üzerindeki suların araçlar tarafından atılarak yarış çizgisinin oluşturulması amacı ile yapılan bu uygulama, yağmur lastikleri ile ikinci bölüme başlayan tüm pilotlar için ekstra bir pit anlamına geldi ve işte bu anlarda da pit alanında inanılmaz bir yoğunluk izledik. Bu defa yarışan pilotlar değil, pit ekipleriydi.
Pitten çıkan pilotlar, San Fermin’ deki azgın boğaların koşmasını hatırlatan bir aceleyle, yarışa devam etmek için pistte gaza basmaya başladılar. Büyük zevkle izlemeye başladığımız bu anlarda bizi durduran yine Maylander oldu. Güvenlik aracı bu kez, Button ve F. Alonso’ nun kazasının ardından, yarışa devam edemeyen kırmızı otomobili pistten kaldırmak için içerdeydi. İşte bu kazanın verdiği fırsatı avantaj olarak kullanan S. Vettel, pit yolunda gözüküyordu. Tam o an, yarış tanrılarının ( eğer var iseler ) Vettel’ in yanında olduğunu düşündüm. İşler her zamanki gibi onun lehine gidiyordu.
Güvenlik aracının ışıkları sönmüş, sıralama ilginç bir hal almıştı. J. Button güvenlik aracı pistten çıktığında 21. sırada, Webber 2. sırada, M. Schumacher 7. , Vettel ise 1. sıradaydı.
Ve sahne alma sırası yaşayan bir efsaneye gelmişti. Böylesine olaylarla dolu, mücadelenin üst düzeyde yaşandığı bir anda, yağmurun gaz pedalı ile arasına giremediği biri, M. Schumacher. 7 dünya şampiyonluğu apoleti ile pistlerde turlamaya devam eden usta pilot, Heildfeld, Kobayashi, Massa ve Webber’ i, müthiş bir performansla geride bırakarak tüm Formula 1 izleyenlerini mest ediyordu. Bir yandan rakiplerini geride bırakıyor, bir yandan da en hızlı tur zamanlarını sürekli geliştiriyordu. Uzun yıllar Formula 1 izleyenler, onu sevmeseler bile saygı duyarlar. İşte o anlarda kariyerinin zirvesinde olduğu günlere gönderme yaparcasına, onu eleştirenlere, uygun anı bulduğunda neler yapabileceğini gösteriyordu.
Bu inanılmaz yarış, bir çok pilot için iyi veya kötü anlamda önemli anlara sahne oldu. Sıra N. Heildfeld’ deydi. Renault pilotu yarışın kızıştığı bir anda önündeki araca temas ederek ön kanadını kırdı ve etrafına carbon fiber parçalar dağıtarak pist dışındaki güvenli bir alanda aracını durdurmayı başardı. Yarışın görünmeyen kahramanlarından Maylander iş başındaydı. Güvenlik aracı pistteki parçaların temizlenmesi için bir kez daha liderliği alıyordu. Güvenlik aracının ardında eriyen farklar, bu özel günün heyecanının daha bitmediğini gösteriyordu.
J. Button, lastik avantajı ile S. Vettel ve diğer tüm pilotlardan 2 saniye daha iyi turlarla geldiği güvenlik aracı periyodunda zamanı iyice eritmişti. M. Schumacher, geri dönüşünün ardından belki de en iyi yarışını çıkarmış ve podyum mücadelesinin içine girmişti. Ancak yarış sonuna kadar ona eşlik etmeyecek olan DRS’ si, mükemmel performans gösterdiği bu yarışta, onu podyum basamaklarından uzaklaştırdı. Önce son 5 turun en hızlısı J. Button’ a, sonrasında zaten ondan hızlı bir araca sahip olan M. Webber’ e geçilmekten kurtulamadı. Araçlar arasında 1-2 saniyelik kuru zemin performans farkı olmasa, Schumacher en azından ikinci basamağı koruyabilecek bir sürüş yapabilirdi.
Kanada’ da, 6 kez önüne Maylander geçtiği için mi bilinmez ama, Vettel’ in konsantrasyon kaybı sürüşünden okunuyordu. Son sıradan liderin arkasına gelmekse Button’ a, ekstra bir konsantrasyon yüklemiş olacak ki, Button aranın açılmasına izin vermedi. Saf hız konusunda birinciliği kimseye kaptırmayan Mc Laren’ in Mp4-26’ sı, görünmez kanatları olan Rb-7’ nin 1 saniye arkasında, geçiş yapmak için pistteki DRS alanını bekliyordu. Artık son tura gelinmişti ve göz kırmadan izlediğimiz bu anların adrenalini tavan yapmıştı. Adrenalini tavan yapan pistteki isimse S. Vettel oldu. Son tur içerisinde başına gelecekleri bilen (DRS) Alman sürücü, farkı açabilmek için limitlerini zorladığı bir anda, ıslak zeminde otomobilinin arkasını tutamadı. Ve o anda Button zorlanmadan, Vettel’ i geride bırakarak aracını damalı bayrağın altından ilk geçiren isim oldu.
Vettel ikinci, takım arkadaşı Webber’ de 3. lüğü aldı. DRS’ siz Schumacher 4. olurken, son düzlükte, çılgın pilot Kobayashi ile giriştiği mücadeleyi Ferrari farkı ile kazanan F. Massa, Rus pilot V. Petrov’ un ardından 6. oldu.
3. kez pit stop yapan, güvenlik aracı periyodunda pit hızı limitlerini aştığı için pitten geçme cezası alan J. Button, elbette kariyerinin en müthiş 1. liğini kazandı. Yaşamı boyunca boyunca bu anı unutmayacağına eminim. Hayatta oluşturulan film şeridine girecek bu anı unutmak mümkün değil.
Gözlerimizin gördüğü o müthiş anlar eminim ki, Formula 1 severler için de unutulması pek mümkün olmayan anlardı.
Formula 1 tarihi adı altında 2020 li ve 2030 lu yıllarda okuyacağımız arşivlere yaşarken tanıklık edebiliyor olmak, bu anları yaşanırken görebiliyor ve hissedebiliyor olmak, bir Formula 1 severin isteyebileceği belki de en özel şey. Tarihin tanığı olmak..
Biz hız ve Formula 1 tutkunlarına bu unutulmaz anları yaşatan, gerçek yarış duygusunu damarlarında taşıyan mükemmel pilotlar, tartışmalara ve eleştirilere rağmen her zaman doğru kararlar ve kurallarla Formula 1’ i zirveye taşıyanlar, tarih sizleri yazacak ve unutmayacak..
Heyy Button.. Ne yarıştı ama ..
Volkan Başer