Fernando Alonso, açıkçası Medya Merkezi’ne geldiğinde pek rahat görünmüyordu. Sİnirli olmakta haklıydı. İlk 3 odaya girdiğinde kutlamaya dair en ufak bir işaret yoktu. Hiç bir şey yoktu. Soru cevap başladığında, dünyadan herkesi temsil eden uluslararası medya, F1 severlerin isteyeceği şekilde sorular yöneltri. Artan sorular ve eleştiriler karşısında Fernando karşı çıktı ve soruları soranlardan birisinin hafta sonu olanları izlemediğini söyledi.Bu da, onun Medya Merkezi’nde kimsenin neler olduğunu gerçekten anlamadığını düşündüğünü gösteriyordu. Üzücü olan ise medyamım gerçekte neler olduğunu çok iyi biliyor olmasıydı ve bu yüzden ona göre rahatsız edici sorular soruluyordu. Alonso, Mclaren ve Renault’da her zaman açık olmaması nedeniyle insanların kendisine daha az güvendiğini unutmuş gibi görünüyor.
Felipe Massa ise her zaman dürüst olarak, düşündüklerini hep dile getirilen birisi olarak adlandırıldı. Hockenheim’da da öyleydi. Bir şey yaptı çünkü bu ona göre takım için en iyi şeydi. Bunu söylerken bir asalet vardı. Birisi işlerin yapılış tarzını beğenmiyor ancak kabul ediyor, diğeri ise kabul ediyor ve iyi bir şekilde idare ediyor. Alonso bu konsepti anlayamıyor. O, profesyonel olmak diye düşündüğü şeyin profesyonellik olmadığını anlayamıyor. Ferrari onun parasını ödüyor ancak takımın parası da sponsorların takımla birlikte olup olmamasına bağlı. Bazıları birlikte olmak istemeyebilir. Kimileri, Fernando’nun 2008 Singapur’da yaşananlardan dolayı Renault’nun yaşadıklarını anlayabileceğini düşünüyordur. Sponsorlar çantasını toplayıp takımdan ayrıldılar. Aynı şekilde geçtiğimiz günlerde Fransa’da bir futbol takımında yaşanmıştı. Spor bir iş değildir ve bu sınırı bilmeyenler sürekli olarak aynı hatayı yapıyorlar. Evet, tabiki F1 takımları büyük bir sektör ve anlaşılabilir bir şekilde yönetilmek zorundalar ancak anaktar nokta sporun serbest ve adil mücadele sunabilmesi. Sporu etkileyici yapan bu mücadeledir ve insanlar bu yüzden Formula 1 yarışlarını sever ve d1 sponsorlu ürünler almak isterler. Modern sponsorluklar sadece bazı rakamlarla göz boyamadan değil, taraftarlarla birlikte olmaktan geçiyor. Taraftarları memnun etmek ise sportif olmakla oluyor. Bu gerçekten çok basit. Soru soran medyaya sladırmak pek akıllıca değil. Tamam, belki Fernando kendisini rahat hissetmiyordu. Birisi de ona kıvrandığını söylemiş olabilir ancak F1 medyasını görmezden gelmek sadece habercilere değil, tüm topluma küfür etmektir çünkü bu blogdaki yorumlar, bir çok taraftarın Fernando’nun hayatını bulduğu bu sporu derinden takip ettiğini gösteriyor.
Dünya şampiyonu olmayı istemekte yanlış bir şey yok. Bunu yaparken bir servet yapmada da yanlış bir şey yok ancak eğer bunu istiyorsanız saygı duyularak yapılacak şeyler olduğunu anlamalısınız. Bir sürücü diğerlerinden daha fazla kazanabilir ancak sırf rakamlar yüzünden saygı duyulmaz. Bunu anlayanlar gerçek sporcudur. Her ne pahasına olursa olsun kazanmayı düşünenler ise kumdan kale yapanlardır…